Connect with us

GÜNDEM

“İhale rekabetten uzak, tek bir adrese teslim!”

Published

on

Akaryakıt Temini ve Taşıma İhalesi’ne katılan şirketlerden biri, ihalenin şartname ve usullerine itiraz etti ve “belli bir firma” hatta adeta belli bir “gemiden” söz edildiğini, herşeyin bir şekilde tek adresi “gösterdiğini” iddia ederek Rekabet Kurulu’na itiraz etti.

 

Akaryakıt temin ve taşıma ihalesinde gözler, Rekabet Kurulu’nda… Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nun (KIB-TEK) Akaryakıt Temini ve Taşıma İhalesi’ne katılan şirketlerden biri, ihalenin şartname ve usullerine itiraz etti ve “belli bir firma” hatta adeta belli bir “gemiden” söz edildiğini, herşeyin bir şekilde tek adresi “gösterdiğini” iddia ederek Rekabet Kurulu’na itiraz etti. Şirket, İhale Komisyonu’nun ihale şartnamesi ile usulüne itirazını dile getirdiği dilekçesinde ilgili yasaları hatırlatarak itirazlarını dile getirdi. 269/2022 sayılı ihaleye ilgili yasal amirlere uygun olmadığını dile getiren şirketin hukuk yetkilileri; hem yakıtın temini hem de taşınmasının doğru olmadığını “Bulunacak olan yakıtın temini ve tedarikinde ayrıca geminin de katılımcıdan sağlanmasının istenmesi ihalenin belli ya da belirli kişilere ihale edileceğini göstermektedir” ifadelerini kullandı.

Şirket avukatları itiraz başvurularında yalnızca bu konunun bile ihaleye katılımı sınırlayan, rekabeti olumsuz etkilen bir husus olduğunu, bunun yanında çok yüksek miktarda belirlenen teminat miktarının da bu kapsamda olduğunu dile getirdi.

“SPESİFİK BELLİ BAŞLI BİR GEMİ TARİFİ YAPILDIĞI AÇIKTIR…”

İhalenin Akaryakıt Temini ve Taşıma Teknik Şartnamesinin de bazı maddeleri ile çelişkiler, eksiklikler içerdiğini iddia eden şirket, komisyona itiraz dilekçesini şu argümanlarlarla sıraladı; “Söz konusu ihalenin Akaryakıt Temini ve Taşıma İhalesi olarak çıkması, ihalede doğru yakıt ile doğru taşıma ve nakliye ve/veya teslim hususların da ihaleyi ve/veya ihaleye katılmayı imkansızlaştırmaktadır. Söz konusu iki iş bir birinden ayrı işler olup, ihale süresinde sağlanması imkansız olmakla beraber, söz konusu iki işin birlikte ihale edilmesi de yine teknik ve/veya ticari açıdan da ihaleyi sakatlamaktadır. Bulunacak olan yakıtın temini ve tedarikinde ayrıca geminin de katılımcıdan sağlanmasının istenmesi ihalenin belli yada belirli kişilere ihale edileceğini göstermektedir. Kaldı ki, bu iki işin birlikte ihaleye çıkılması yine zincir bir işlem olarak algılanamayacak bir iş olup yalnızca gemi sahibi bir kimsenin katılımını sağlayacak bir biçim almıştır. Bu husus, İhaleye katılımı sınırlayan ve/veya rekabeti olumsuz olarak etkileyen bir husustur. Devamla söz konusu geminin, Akaryakıt Temini ve Taşıma İhalesi Teknik Şartname kısmında 5.1 maddesinde; tarif edilen geminin özellikleri ile ilgili ölçüleri ile ilgili yapılan tarifi, vinçlerin tarifi, hortumların tarifi oldukça spesifik yapılarak belli başlı bir gemi tarifi yapıldığı açıktır. Söz konusu gemini tarifi veya geminin özelliklerinin tarifi yerine yapılan tarif belli bir gemiyi işaret etmektedir. İhaleye katılımı sınırlayan ve/veya rekabeti olumsuz olarak etkileyen bir husustur.”

“BELİRLENEN TUTAR YASAL OLSA DA YÜKSEK TUTARI NEDENİYLE REKABETİ OLUMSUZ ETKİLİYOR”

“Söz konusu ihalenin Akaryakıt Temini ve Taşıma İhalesi İdari Şartnamesinin 37 nci maddesinde 2.500.000,00 USD kesin teminat miktarı belirtilmiştir. İhale Yasasında ise bu tutarın ihale miktarının % 5 inden az olamayacağı hükme bağlanmıştır. Belirlenen tutar her ne kadar yasal olarak geçerli bir tutar olsa da, çok yüksek bir şekilde belirlenmiş olması nedeniyle ihaleye katılımı sınırlayan ve/veya rekabeti olumsuz olarak etkileyen bir husustur. Yine söz konusu ihalenin Akaryakıt Temini ve Taşıma İhalesi Teknik Şartnamesinin 2 inci maddesinde yakıtın özellikleri verilmiş olmasına karşın, 12 inci maddesinde, akaryakıt ile sıkıntıların ve/veya eksikliklerin ve/veya olumsuzlukların oluşması halinde, tabiri caiz; yakıt ile alakalı olmayan başkaca bir şeyin temin edilmiş olması halinde bile çok çok az kesintiler ile parasal cezalar ön görmektedir. Bu durumda dahi ihaleyi kazanan kimse yine ödenmesi ön görülen miktar/miktarların fazlaca kısmının yine tahsilini alabilecektir. Bu durum kamuyu fazlaca olumsuz etkilemesi yanında ihaleye katılan firmaların çoğalmasının sağlanmasının ne derece önemli olduğunu ve/veya şartnamelerin ne denli eksik olduğunu serahaten göstermektedir.” (Kıbrıspostası)

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GÜNDEM

“7.5 Milyon Euro’nun karşılığında ne verildi?”

Published

on

By

İş insanı Zeki Ziya, ülkede tartışma konusu olan “Mavi Girne Havayolu” hakkında “KKTC’ye yüzde 25 hisse verilmiştir. 30 milyonluk bir şirketten 7,5 milyon Euroluk bir karşılıktır. Bu hisse neye karşılık verildi? Bunun açıklanması topluma bir borçtur” dedi

 

 

 

 

İş insanı Zeki Ziya, Gündem Kıbrıs Web TV’de Çiğdem Aydın’a çok önemli açıklamalarda bulundu…

Kıbrıslı Türk İş insanı Zeki Ziya, son günlerde tüm ülkenin tartıştığı “Milli havayolu Mavi Girne Havayolu” hakkında görüşlerini dile getirdi.

Ziya, “Mavi Girne Hava yolu hakkında yapılan açıklamalar yeterli değildir. Milli kelimesinin tanımının ne olduğunu sormak lazım. Mevcut şirketler milli değil mi? Öncelikle bu milli tanımından vazgeçmek gerekiyor. Bir havayolu şirketinin hangi ülkenin havayoluna kaydı varsa o ülkenin havayoludur. Türkiye Cumhuriyetinin diğer havayolu şirketleri gibi bu da Türkiye’nin şirketidir. Bu ancak bir iştirak olarak tanımlanabilir bunun başka bir açıklaması yoktur. Eğer buradan bir hisse alıyorsanız bunun iştiraki olur. Yapılan açıklamalara göre KKTC’ye yüzde 25 hisse verilmiştir. 30 milyonluk bir şirketten 7,5 milyon Euroluk bir karşılıktır. Bu hisse neye karşılık verildi? Bunun açıklanması topluma bir borçtur” dedi.

Ziya, “Bu ülkeye yeni havayolu şirketleri kesinlikle girmelidir. Rekabetin artması uçak bileti fiyatlarına yansır ve bu sonrasında topluma yansır. Rekabet bu topluma fayda sağlar ama rekabet ortamı yaratırken birine ayrıcalık tanımamak gerekir” ifadelerini kullandı.

Havacılık sektörünün çok büyük yatırımlar gerektirdiğinin altını çizen Kıbrıslı Türk iş insanı Zeki Ziya, “Piyasadaki oyunculardan biri senin şirketini yönetecekse bu iş olmaz. Bir şirketin kurulup devam etmesi için 2 yıllık zarar finansman kaynağını da belirlemeniz gerekir. Daha önce bizim iş insanlarımız bir şirket kurmaya niyetlendi ancak THY yöneticileri ile yapılan toplantıda dediler ki 2 yıl 65 milyon dolar zarar bütçesi olması gerekir.  Bunu duyunca çil yavrusu gibi dağıldılar. Şimdiki şirket de sıfırdan girecek ve piyasada yer sağlamak için mücadele edecek. Şirketi başlatmak için harcayacağınız para 30 milyon Euro civarında bir paradır. Bu işin devamı için eşit şartlarda mücadele edecekseniz eğer 150-200 milyonluk Euroluk bir zarar bütçesini karşılamanız gerekir. Eğer yüzde 25 bir hisseniz varsa, bu da 50 milyon Euro’luk bir ücrete denk gelir. Devlet olarak bunu nasıl ödeyecekseniz? Eğer siz bu şirkete bir ayrıcalık tanırsanız, piyasadaki diğer şirketler rekabet kuruluna gider” uyarısında bulundu.

‘Kaynak yok’ söylemlerini eleştiren Zeki Ziya, inşaat sektöründen çarpıcı bir örnek verdi, ‘tek bir şirketin devlete olan vergi borcu 45 milyon sterlindir’ dedi.

Ziya şöyle devam etti:

” ‘Bizim bütçe açığımız var’ diyorlar. Sadece satılan malların tapularından alacakları harçlar, bütçe açığını 10 katıyla karşılar. Bu ülkede şirket vardır, bölgesinin en büyük satıcılarındandır. 7- 8 bin konut satmıştır, 2 bin tanesinin borcu bitmiştir, Buna rağmen bırakın tapu vermeyi, tapu vermek için müracaatı yoktur Tapu Dairesi’ne. Bunun hesabını yaptım verdim. Tek bir şirketin 2 bin konut üzerinden devlete ödemesi gereken tapu harcı, KDV ve stopaj olarak borcu 45 milyon sterlindir. Adam devlete ödemediği 45 milyonla adayı satın almaya çalışır ve Kıbrıslı değildir bu insanlar. Sonradan vatandaşlık verilmiş başka ülke vatandaşlarıdır. Bu başlı başına bir konudur. Müteahhitlerin kendi hesaplamaları tüm herşey toplandığında 950 milyon sterlin civarındadır. Sizin bütçeniz nedir? Sizin paranız orada durur ne almıyorsunuz? Ülke uçar bu paralarla. Ama ülke alacağına sadece şahıslar uçar. Alın size kaynak, hadi hodri meydan.”

Continue Reading

GÜNDEM

“Girne’yi marka yapacağız”

Published

on

By

Girne Belediye Başkanlığına bağımsız adaylığını açıklayan Zeki Çeler, göreve gelmesi durumunda Girne’yi marka haline getirerek, yeniden cazibe ve çekim merkezi yaparak kente turist getirileceğini söyledi
Girne Belediye Başkanlığına bağımsız adaylığını açıklayan Zeki Çeler, Girne Belediyesi’nin başına genç ve dinamik bir başkan gelmesi gerektiğini savunarak, kötü yapıyı düzeltmek için ekip çalışmasına, vizyona ve tecrübeye ihtiyaç olduğunu kaydetti. Yazılı açıklama yapan Zeki Çeler, Genç TV’de konuk olarak katıldığı programda, Girne Belediyesi ile ilgili çalışma ve projelerini anlattığını belirtti.
Girne Belediyesi’nin başına genç ve dinamik bir başkan gelmesi gerektiğini belirten Çeler, ekip çalışması, vizyon ve tecrübenin önemine vurgu yaptı. Çeler, “Girne’nin hak ettiği noktaya gelmesi, belediye içinde iş barışın sağlanması, altyapı ve üstyapı çalışmaları yapılması ve doğru finans yönetimi için tecrübe gereklidir. Tecrübeler kazandığım Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlığı dönemimde yaptığım çalışmaları vatandaş halen takdir ediyor. Göreve geldiğimde ekibim ve belediye çalışanlarıyla birlikte projeler üreteceğiz” diye konuştu. Girne Belediyesi’nin Trafik Ulaşım Master Planı’na sahip olmasına rağmen planın uygulanmadığını söyleyen Çeler, Semih Sancar Caddesi’nde yapılan çalışmanın Trafik Ulaşım Master Planı’nda uygulandığı şekilde yer almadığını kaydetti. Çeler, Girne’de yaşanan trafik sorununu çözmek için şehir planlama ve trafik uzmanlarıyla birlikte çalıştığını da belirtti. Girne’nin en büyük sıkıntılarının arasında trafik olduğunu anlatan Çeler, “Trafiğin rahatlaması için okul başlangıç ve bitiş saatleriyle ilgili Eğitim Bakanlığı’ndan düzenleme yapılmasını isteyeceğiz.
Ozanköy ve Doğanköy üzerinden alternatif kaçış yolları yapılmalı. Köprüler yapılmalı, alternatif yollar Lefkoşa anayoluna bağlanmalı ve doğu çevre yolu için hükümete baskı yapılmalı” dedi. Belediyenin maddi durumu ile ilgili de konuşan Çeler, “Belediyenin finans durumu iyi değil borçlanarak yatırım ve maaş ödeniyor. Belediye gelirlerini tam olarak toplamıyor. Göreve geldiğimizde tahsilat oranını artıracağız” diye konuştu. “Başkan artık yorulduğundan dolayı mı başarısız” diye sorulması üzerine Çeler, şöyle konuştu: “Başkan yıllardır belediyede memur ve müdür olarak görev aldı son 8 yıldır başkanlık yapıyor. Belediyede ekip çalışmasını oluşturamadı. İş barışını sağlayamadı. Huzursuzluk olan yerde hizmet olmaz. Belediye başkanı ile personel arasında da iletişimsizlik var. Ekip ruhu yerine tek imza. Belediyede müdür var mı? Resmi olarak bu görevi yürüten biri var mı? Birimler kendi uzmanlıkları üzerinde söz hakkına sahip mi yoksa başkanın tekelinde mi? Tekel olursa işte şehir, Girne bu hale dönüşür. Katılımcı belediyecilikten bahsettiler belediye personeli bile şehrin katılımcısı değil” Semih Sancar Caddesi’nde trafik konusunda artan şikayetler üzerine çalışma yapıldığına dikkat çeken Çeler, “Seçime kısa süre kala çalışmalara başladılar, başarılı olamadılar ve çalışmaları yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Başkandan gizli ve onay alınmadan iş yapılmazken, Başkan ‘Mecliste karar alındı, çalışmalarla ilgili haberim yok’ diyor” ifadelerini kullandı. Projeleri arasında trafiği rahatlatmak için toplu taşıma konusunda iyileştirmeler yapmak olduğunu aktaran Çeler, “Otobüs durakları artırılacak ve dolmuşların geçiş güzergahları genişletilecek. Araçların içi iyileştirilecek. Mobil uygulamalarıyla GPS üzerinden araçlar takip edilecek.
Toplu taşıma kullanmak isteyenler bu programlardan yararlanacak” diye konuştu. Girne Antik Limanın özelliğini ve otantik dokusunu yitirdiğini söyleyen Çeler, göreve gelmesi durumunda Girne’yi marka haline getirerek, yeniden cazibe ve çekim merkezi yaparak kente turist getirileceğini söyledi. Çeler, kentin eski ve yeni şehir olarak ikiye ayrılacağını belirterek, “Eski şehre teşvikler verilerek dönüşüm sağlanmalı. Çarşı ve kordonboyu aydınlatılacak. Girne’nin sosyal ve ekonomik olarak kalkınması için şehirli gibi yaşayacak turistlerin gelmesi için çalışma yapılmalı” ifadelerini kullandı. Kent içinde denize girilmesinin sağlanması gerektiğini savunan Çeler, “Atık Su Arıtma tesisinin büyük bir sorun olması son 8 yılda yatırım yapılmamasındandır. ‘Maliyetlidir’ demek kolaydır, önemli olan para bulmaktır. Hükümetten ve yurtdışından para bulunabilir. Turist kent içinde denize girebilirse, turist şehirde daha çok kalır ve para harcar” dedi. Park sorununa da değinen Çeler, Belediye’nin yeşil alanlarının park yeri olarak verildiğini söyledi. Çeler, “Yeşil alanlar sadece çocuk parkı, büfe konularak olmaz. Girne’de Alsancak Yürüyüş Yolu gibi alanlar yaratılabilir. Atıl durumda olan alanlar kente kazandırılabilir. Projelerimizi yakında açıklayacağız” diye konuştu. Gençlerin spor yapabilmesi ve kötü alışkanlıklardan uzak durması için kültür, sanat, halk dansları ve spora katkı koyacaklarını dile getiren Çeler, festivalleri 12 aya yayacaklarını, herkese hitap edecek kültürel ve sanatsal etkinlikler yapacaklarını, futbol, karate ve judo gibi sporlara gerekli desteği vereceklerini kaydetti.
Continue Reading

GÜNDEM

Havaalanında ambulans için ne bekleniyor?

Published

on

By

Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü kurallarına ve işletme şartlarında havaalanında 24 saat ambulans bulundurma ve acil servis gibi sağlık hizmeti verilmesi zorunlu olmasına rağmen T&T Şirketi bu kurala uymamaya devam ediyor

 

 

 

İşletmeciliği Taşyapı firması olan T&T Şirketinin yaptığı havaalanında uzun bir zamandır ambulans ve sağlık hizmeti verilmiyor.

Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) kurallarına ve T&T Şirketinin KKTC ile anlaşma şartlarında havaalanında 24 saat ambulans bulundurma ve yine havaalanı içerisinde acil servis gibi sağlık hizmeti verilmesi zorunlu olmasına rağmen T&T Şirketi’nin bu kurala uymuyor.

Sivil Havacılık Dairesi yetkililerinin bu konuda derhal önlem alınması konusunda yetkili birimlere çağrı yapmış, T&T Şirketi’ne ve Sağlık Bakanlığı’na da bu konuda yazı yazmıştı.

HALKIN SESİ de bir süre önce bu konuda yayın yapmış ve başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere hükümet yetkililerini göreve çağırmıştı.

Hükümet yetkilileri ve ilgili bakanlıklar bu konuda henüz bir girişimde bulunmazken, Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda neden harekete geçmediği bilinmiyor.

ICAO kurallarına göre olası uçak kaza, kırım ve yangınlara müdahil olması için Havaalanı’nda zorunlu olarak ambulans bulundurulması ve bu ambulansların hiçbir surette başka amaçlar için meydanı terk etmemesi gerektiği belirtiliyor.

Ancak buna rağmen havaalanındaki ambulans, bölgedeki köylere hizmet verdiğinden Havaalanı’nda bulunmuyor.

Bu ciddi eksiklik karşısında yetkili birimlerin derhal harekete geçmemesi nedeniyle havaalanında yaşanacak herhangi bir sağlık sorunu ya da olası bir kazada müdahalenin erken yapılamayacak olması, büyük bir ihmali de beraberinde getiriyor.

Continue Reading

Trending